Blogta yayınlanan her türlü içerik; blog yazarının onayı olmadan kullanılamaz.
Profil sitelerinde ogaybende nicki ile hesabım yoktur.

27 Ocak 2015 Salı

3 Latter Days (2003)


Selam;

Uzun süredir yazmıyorum, yazacak elimde konular var ama canım istemiyor nedense (o.o) ben de bir film tanıtımı yapayım da günü kurtarayım bari diyerekten Latter Days filmini ele almaya karar verdim. 

Eşcinsel temalı izlediğim ilk film olma özelliği taşıyor kendisi. O zaman için baya etkilenmiştim. Klişe sahne ve konularla bezeli olsa da yer yer güldürüyor yer yer ise duygulandırıyor özelikle mormon gencin annesi ve kendisi ile olan çatışması sonucu ağlaya da bilirsiniz ;) 

"Christian bir restoranda garsonluk yapmakta ve yeni kişilerle tanışıp yeni heyecanlar arayan çekici bir gençtir. Elder ise dini inançlarına bağlı bir ailenin çocuğu ve bir Mormon misyoneridir. Arkadaşlarıyla çeşitli şehirlere giderek, gittikleri bölgedeki evlerin kapılarını çalıp tarikatı insanlara izah etmeye çalışırlar. Herşey Elder'in arkadaşlarıyla birlikte Christian'ın evinin birkaç blok yanına taşınmasıyla değişir. Christian arkadaşlarıyla Elder'i baştan çıkarıp yatağa atacağına dair bahse girer" Kaynak

- Girilen bahsin sonucu ne olacak?
- Görevi misyonerlik olan Elder,  acaba eşcinsel genci "normal" yola döndürebilecek mi?
- İlk görüşte aşk,
- Ortak alanlarda bulununca artan kalp atışları,
- ilk dokunuş,
- Homofobi
- Aşk

vs.

yeterince meraklanmışsınızdır umarım :P Ayrıca eşcisnel filmi izlerken gerçekleşen en ufak yakınlaşmada deli gibi heyecan yapıyorum şimdi yakalanacaksınız diye o heyecanı da yaşatıyor ;)

Peki film imdb den ne almış; 7,3 
benden ne alabilir; 9 

Filmin yakışıklısı Tabii ki filmin çapkını Christian diil (buraya hıh diyen ikoncan gelecek)

Mormon genç Elder yani Steve Sandvoss

1980 New York doğumlu film çekimi zamanında 23 yaşında olan yakışıklımıza ait bir foto;




yavrum salyanı sil ve öyle oku, Kendisine sorulan eşcinsel misiniz? sorularını "Hayır değilim" diye cevaplıyor imiş ve medya ısrarla bu konu üzerinden üzerine gidiyormuş, dış sitelerin yalancısıyım bilemicem. 


evet liseli ergen stayl son paragrafım ile tanıtımı bitireyim :P


En son ben de sordum şöyle bir yanıt aldım sonrasında neler oldu hatırlamıyorum :D 




19 Ocak 2015 Pazartesi

13 BayGay ile Yaptığım Söyleşi



Selam;

Bir süredir yazamadığım için "baygay'in blogunda yeterince durdu en iyisi o söyleşiyi kendi bloguma da alayım ki ilerde kapanır falan neme lazım" diyerekten oradaki röportajı buraya da ekleyeyim dedim. Eklerken ilgimi çeken yerlere tekrardan yorum yapabilirim ;)

Yukarıdaki temsili resimden de anlayacağınız üzere "oldukça samimi bir ortamda" gerçekleşen (fazlası var eksiği yok) röportaj nasıl o noktaya geldi öncesi ve sonrası yazının sonunda;

- Nasılsın o gayciğim?

+ iyiyim bay gaycim teşekkür ederim, sen nasılsın?

- Teşekkür ederim olabildiğimce işte. Bana bu yazıda yardımcı olmayı kabul ettiğin için çok teşekkür ederim öncelikle.

+ Ne demek, röportaj serisinde beni de düşünüp zaman harcadığın için ben de teşekkür ederim. (hani ilkokulda günlük olayları vardı ya; bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın ile başlayan :D biraz onun gibi olmuş, röportaj sonunda koca bir G yazıp Günün Gününden Güzel Geçsin yazmazsam iyi :P)

- Öncelikle en baştan başlamak istiyorum. Geçtiğimiz günlerde bloğunun 4.yılıydı çoğu kişi seni LGBT bloggerların babası LGBT bloglarını başlatan kişi ya da totoş exodya için bloggerların amcası olarak biliyor. Bu bilgi ne kadar doğru senden önce de LGBT blogları var mıydı yoksa gerçekten seninle mi başladı? Totoşlar şahına ne söylemek istersin?

+ hahah blog olayından başlamak gerekirse tabii ki eşcinsel blogları benim ile başlamadı, benden önce de yazan bloggerlar vardı. Zaten benim blog dünyasını keşfimde bu tarz blogları görüp okumak ile başlamıştı. Bloglar bu kadar popüler olmadan önce forum olayları daha popüler idi. Herkesin avamlıkla andığı ama bu ananların bile profillerinin bulunduğu gabile.com sitesinin forum bölümü de vardı. Gabile'nin ilk açıldığı zamanlar bu bölüm oldukça aktifti. Gabile'nin kurucusu baysanal nickli kişi ile sanaldan görüşüyorduk ve beni bu forumun admini yapmıştı 2 sene kadar orada yazdım Cybers nicki ile. Daha sonra e-disco.net forumunu keşfettim ve orada yazmaya başladım diğer forumun suyu çıkmıştı şimdiye kadar görmüş olduğum en kapsamlı ve en kaliteli forum sitesi e-disco'dur. Benim kendimi kabullenmem ve eşcinsellik hakkındaki bilgilenmemdeki en büyük etken e-discodur. 

Zamanla forumların modası da geçti zaten yazılacak ve konuşulacak her konu konuşulmuş bir doyuma ulaşılmıştı o sıralar bende bir boşluk oluştu zira her gece mütemadiyen bu forumda fink atıyordum :) bir kaç blog okumam ile blog dünyasını merak ettim. gaykedi, nakhar, ali abi (bir biseksüelin anıları idi sanırım blog adı) gibi bloglar vardı ki halen varlar "şu sıralar bir tek ali abi yazmıyor" ben neden açmayayım dedim ve açtım :) 

4 yıl boyunca düzenli bir şekilde blogu güncel tutmaya çalıştım zira bir çok blog açıldıktan sonra kapanıyor çabuk sıkılıyorlar sanırım yazarları :) bu sürede bir çok bloga ilham kaynağı olduğumu düşünüyorum bire bir benim ilgilenip açılmasına yardım ettiğim bloglar da vardı ilham alıp açanlarda. Güncel kalıp, blogger buluşmaları gibi etkinliklerle blog dünyasına olan merakı uyandırmış olduk, eşcinsel blog örgütleri gibi :)) Oluşan bu samimi ortama gimek isteyen arkadaşlar da birer birer blog açtılar ve şu anki durumuna gelmiş oldu :) 

baba - amca gibi sıfatları sevmiyorum :) exodya da tamamen şizofren eso besonun etkisine kapılıp bana öyle hitap ediyor sanırım. (şu sıralar reklamlarda dönen "banağ amca amca dediler diye böğürenler gibi oldum :D)

- Yani LGBT blogları seninle başlamamış da olsa seninle yeniden doğru diyebiliriz. Örneğin; ben kendimden örnek vereyim blog açmadan önce çok fazla blog okuyordum ve bunların içinde en çok vakit geçirdiğim bloglardan biri senin bloğundu yine bloğumu açmadan önce de sana danıştığımı çok iyi hatırlıyorum. Peki bu yola girdin ve kısa zamanda popülerliğin fazlaca arttı ve en çok okunan takip edilen blogger haline geldin bu süreç nasıl işledi?

+ İçerik olarak kendi yaşanmışlıklarımdan çok eşcinsel bireyleri ilgilendiren, merak uyandıran ve genellikle merak edilen konulara değindiğim için okunurluk oranı oldukça yükseldi. Bu kadar karşılık bulacağını ilk başlarda düşünmemiştim lakin sen de takdir edersin ki bir eşcinsel eline aldığı bir işi en iyi şekilde yapmak ister :) Hele ki Koç burcu ise. 

Blog aracılığı ile oldukça interaktif olmaya çalıştım, herkesle iletişim halinde olmaya, sorunları olanlar ile ilgilenmeye başladım. Derken olay büyüdü zamanla gelen sorulara geç cevap vermeye başladım öyleki telefondan watshapp - kik ve diğer uygulamalar aracılığı ile yazışmaktan bile sıkıldım :) Benim yerimde bir başkası olsa idi bu durumu farklı değerlendirebilirdi. Örneğin; herkesle tanışmak bir şeyler yaşamak gibi :) Belki soracaksın bilmiyorum ama blog acaba bana bir aşk kazandırdı mı? (bu soruyu sevgili baygayciğim sormadığı için maalesef cevabını alamayacaksınız :D)

- Burda soruları ben sorarım falan diyomuşum :D Bunun cevabını bilemeyiz müneccim değiliz sonuçta :D zaman her şeyi gösterir bakalım :) peki bu işe ciddi anlamda zaman ve dikkat veriyorsun öyle ki açılan her yeni blogdan haberin oluyor onlarla ilgileniyorsun. Nasıl hepsine bu kadar yakın hepsinden bu kadar haberdar olabiliyorsun. Blog ortamında ne kadar vakit geçiriyorsun?

+ Şöyle söyleyeyim işim gereği mesai saatimin neredeyse tamamı bilgisayar başında geçiyor tabii ki bu sabahtan akşama kadar bloglar içerisinde fink attığım anlamına gelmesin :) boş zamanlarımda blog okuyorum günlük takip ettiğim blogların düşen yazıları okumam toplasan 1 bilemedin 2 saat sürüyor. Ortada bir emek var takip ediyorsam mutlaka okurum yorum yazarım bu şekilde karşımdaki kişide motive olmuş oluyor. 

Bloglardan haberdar olma olayına gelirsekte beni takip eden birisinin blogu olup olmadığına bakıyorum ya da yorum yazan birisinin var ise bende onu takip ediyor okuyor ve yorum yazıyorum. Yorum yazmaya dikkat ediyorum çünkü kişiyi motive ediyor okunduğunu bilmek bloggerlara şevk veriyor ;) Ve paylaşımlarına devam etmesini sağlıyor.

- Çok haklısın mesela ben yazılarıma gelen her bir yorumda ayrı bir mutlu oluyorum :D havada çift salto atıyorum falan :P tabii ki şaka salto falan atmıyorum ama insanı şevke getiriyor gerçekten. Senin bloğunun 4. yılı ve bahsettiğim gibi bir çok kişi bir süre sonra yazmayı bırakıyor sence neden böyle oluyor? Yine lafı kendime getireyim. Ben bloğumu kimseye anlatamadığım geçmişimi anlatmak için bir diğer deyişle zehirimi akıtmak için açtım bunlar 3 yazı sürdü ama benim yazacaklarım bitmedi hala yazmaya devam ediyorum kitap değerlendirmeleri yapıyorum röportajlar yapıyorum vs ve bu şekilde yazmaya devam edeceğimi de düşünüyorum sence bırakanlar neden devamlılığını sağlayamıyorlar? Devamlılığın sağlanması için ne  tavsiye edersin?

+ Öncelikle bu arkadaşlara blog açmadan önce ne umuyorlardı ne buldular sorusunu sormak lazım :)) blog aracılığı ile bir kaç blogger ile bir şeyler yaşarım düşüncesi mi? deşarj olma düşüncesi mi? yoksa başka bir şey mi? blog yazmaya devam etmek istiyorlarsa neden blog yazdıklarını bilmek gerekir atıyorum adam deşarj olmak için yazıyordur sadece içini döküyordur sonra bir sevgili bulur gider hop blog çöpe bir diğeri sevgilisinden ayrılmıştır ayrılık acılarını bloga döküp onun da okumasını umuyordur değişen bir şey olmaz sıkılır hop çöpe gibi gibi:)  takip edilen blogları sadece takiple kalmayıp yorum da yazsınlar okusunlar gelen eleştirileri dikkate alsınlar "bloggerlara tavsiyeler yazımı okusunlar :D" (din programındaki hoca gibi ben bunları kitabımda yazdım alın okuyun gibi oldu ahahah)

- ahhahah peki özellikle son zamanlarda bir eski blogger yeni blogger muhabbeti aldı başını gidiyor uzun zamandır blog yazan bloggerlardan ah nerde o eski bloggerlar şeklinde serzenişler duyuyoruz çoğu zaman. Eski bloggerlarla yeni bloggerlar arasında ne gibi farklılıklar var insanlar neden bu şekilde şikayetçi bu konuyu biraz değerlendirir misin?

+ Ben böyle bir muhabbeti hiç duymadım :) Kim nerede ne dedikodular yapıyor acaba :P eski - yeni bloggerdan ziyade güncel blogger demek daha doğru bence. Zira eski - yeni diye bir şey yok bana göre.

- Yani ben bir kaç yerde şahit olduğum bir muhabbeti dile getirdim. Eskiler gibi yazı yazan yok artık yeniler bir b.ktan anlamıyor mesajı verilmeye çalışıyor kısaca. Peki senden bu konu hakkında bir değerlendirme yapmanı istesem? Buraların en eski isimlerindensin blog dünyasının eski hali ile yeni hali arasında ne gibi farklılıklar var?

+ Öykü'nün bu tarz benim'i karıştırmaya çalıştığı gibi :D Bana göre eski ve yeni blogger diye tabir edilenler arasında bir fark yok. Okuyanlara siyasi bir davranış gibi gelebilir ama öyle herkesi gönüllemeye çalışmıyorum bana göre yok diyorum.

- Burdan malzeme çıkmayacak anlaşıldı :D Sana göre LGBT bloglarının şuan ki durumu nasıl gidişat iyi mi kötü mü? Bundan sonrası için neler yapılması gerekiyor? 

+ ahahaha halen deşmeye devam ediyorsun :D  bence iyi, zira okuyana yardımcı olacak bilgiler veren bir çok blog var kendini keşfeden ve yalnız olduğunu düşünen eşcinsel bireylere "ne yalnızsınız ne de yanlış" diyebiliyor bir çok blog ve blogger olarak ;)

- Ay vallaha deşmiyorum bıraktım ben orayı :D Severek takip ettiğin iyi yazdığını düşündüğün bloglarla ilgili en az 5 en çok 10 olmak üzere bir liste yapmanı istesem?
gerçi ilk bir kaç ismi tahmin etmek pek zor değil :P  (kaan ile tiffany'nin kulaklarını çınlatıyor:P)

+ haydaaa :D bu tehlikeli bir soru birinin ismini unuturum falan :D takip ettiğim her blogu okuduğumu bilin yeter -öperim-

- Ay sen hep böyle kaçıyorsun ama olmuyor :D

+ Sende sıkıştırma aaaaaa -sıkıştır ama sorularla değil ahahaha öhüm evet devam edelim :D- 

- Son  olarak bloğunda yeni başlayanlar için bir tavsiye yazın var ama kısaca buradan da yeni başlayanlara neler söylemek istersin?

+ Terbiyeli bir röportaj oldu :D kendinizi iyi yazmak için kasmayın içinizden ne geliyorsa olduğu gibi birisiyle konuşuyormuş gibi yazın yok noktalamasına dikkat edeyim yok paragraf başı yapayım falan gerek yok doğal olun :) Size yorum yazanlara mutlaka bir cevap ile dönüş yapın yoksa tenasül uzvu gibi ortada kalıyor yorum :D İzleyici gadgetini ekleyin başkalarına yorum yazmaktan da çekinmeyin.

- ahhah ben terbiyeli bir bloggerım öyle sorular sormam (yersen) :P Peki ben bu yazıda bana yardımcı olduğun için tekrar çok teşekkür ediyorum :)


+ Rica ederim tatlım - iban numaramı yolladım dı dimi - :D

7 Ocak 2015 Çarşamba

11 2015 ve İlk Yazısı


Selam;

Koca bir yılı devirip 2015'e de eriştik sonuç olarak 1 sene daha yaşlandık diye hoplayıp zıpladık eğlendik falan (neyin kafasıysa artık) hoş ben ailemle tv başında 2014 gitmiş neyime 2015 gelmiş sikime kafasında karşıladığımdan dolayı pek bir fark görmedim. Lakin 2014 yılının oldukça boktan olduğundan yana çoğumuz hemfikiriz sanırım. 

Dışarıda 70 cm' e yakın kar yağdı ve halende yağıyor. Fotograflık manzaralar çıktı ortaya lakin üşenip çekemedim sabah işime geldim el değmemiş kar yığınlarını yara yara.Kaç senedir böyle bir kar bekliyorduk yurt olarak hayırlısı olsun sokakta yaşamak zorunda kalan insan ve hayvanlar için. 




En nefret ettiğim şeylerden birisi ise, sabah yemeyip içmeyip kapısının önünü temizlemeye çalışıp resimlik manzaranın içine sıçanlar. Hoş temizlemeleri lazım yolları kaldırımları ama yukarıda da dediğim gibi "daha temiz bir dünya" mış gibi gözüküyor kısa bir süre de olsa.





Bir de bu var dikkat edin kalın bir kar tabakası kapladığı zaman etraftaki sesleri emiyor ve ayaklarınızın altında ezilen kar'ın verdiği o ses ile yolunuza devam ediyorsunuz şimdi çıkın ve sevgilinizin koluna girip 1 saat yürüyün ;)




İzmir de Temmuz ayında intihar ederek aramızdan ayrılan ve geride bıraktığı "ne boka yaradı normal olmak?" cümlesi ile içimizi parçalayan trans erkek Okyanus Efe' den sonra yine gencecik bir trans bireyin intiharı ile sarsıldık. ://



Birçok insan benim arkadaşım değilmiş. Herkesi vicdanı ile baş başa bırakıyorum. Ben artık yapamıyorum, bunu öğrendim. Herkesin istediği gibi istediği şeyi yapıyorum. 24 yaşımda hayatımı sonlandırıyorum. Yapamadım, çünkü insanlar bana izin vermedi. Çalışamadım, bir şeyler yapmak istedim ama yapamadım... Herkesi Allah ile baş başa bırakıyorum ve şu an Boğaziçi Köprüsü’ne doğru gidiyorum. Yarın gazetelerin 3., 4., veya 1. sayfalarında benim adımı duyacaksınız. Hepinizi öpüyorum Allah’a emanet olsun

Twitter'da öyle tweetler okudum ki insanlığımdan utandım. Hayvan desen o günahsız hayvanlara hakaret etmiş olurum. İnsan desem "insana" da hakaret etmiş olurum. Şerefsiz desem lan şerefsizin bile bir şerefi var der o kelimeye hakaret etmiş olurum. Yaratık diyeyim zira iyi kötü nefes alıp veriyorlar. Allah onları bildiği gibi yapsın.






Millet olarak, hoşgörü, iyilik, güzellik, yaratılanı severiz yaradandan ötürü, sıcakkanlı, samimi, dürüst, misafirperver vb gibi sıfatların altına sığınırız. Kendimizi tanıtırken gögsümüzü gere gere bu sıfatlarımızdan bahseder diğer milletlerden üstünüz deriz falan. Hatta "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın banane" diye bir atasözümüz bile vardır ama altında yatan gizli özne nedir "bana dokunmayan" dokunursan yanarsın ;)

Peki nasıl dokunursun bam teline; onunla ters düştüğün zaman, onun gibi düşünmediğin zaman ya seversin ya terk edersin ! 

Bence en büyük eksiğimiz empati yeteneğimizin olmayışıdır. Empati kuramayız. Halbuki "komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir" deriz ama açlık / tokluk kavramı hakkında bile empatiden yoksunuzdur. 

"El - Alem" ne der deriz yakınımızda olanın kalbini kırarız hiç düşünmeden, oysa elden ayaktan düşünce "el alem" senden yana içten içe bana ne derken yüzüne karşı geçmiş olsun komşum der kapıyı kapatır, sen yalnız kalırsın O "el alem" sana "iyi taziyelerde" bulunmuştur ya o sana yeter. Oysa eşin, oğlun, kardeşin öyle mi seninle aynı acıyı çeker seninle ağlar seninle güler sonuç "el alem" değil "yakınındakidir" önemli ve değerli olan. Hoop buradan "bencil" ol sadece ben ve ailem çıkmasın "el alemi" de koru gözet ama "gözüne parmağını sokmasına izin verme"

Özgürlük nedir? Karşındakinin parmağını senin gözünün önüne kadar getirebilmesidir kalkarda gözüne sokarsa o zaman o özgür davranmaktan çıkmış sana zarar vermeye başlamıştır, hümanist mi olalım -hayır ben hümanist değilim mesela- örneğin savaştan kaçıp kucak açtığım insan buna karşın gözüme parmağını sokarsa -apo posteri bayrak vs- o zaman -siktir git- derim.

- LGBT bireyler hanginizin gözüne parmak soktu acaba?

Empati diyorduk, öteki olanlar hakkında empati yoksunu bir milletiz kendine yakıştırılan sıfatların arkasına sığınan. Öteki? Doğuda Türk, Batıda Kürt, Laz, Çerkez, Engelli, Eşcinsel, Trans Birey vs vs

Açalım mı? Açalım.

Bir Türk olarak Kürdistan diye bir ülkedesin ama adını Alparslan, Göktuğ, Gökberk, Ataberk vs koymak yasak Şivan koy, Zilan koy, Baran koy vs. Aile arasında Türkçe konuş ama dışarda konuşman yasak çünkü öyle bir dil yok, çalıştığın iş yerinde ilk göze batan sen ol vs vs nasıl empati kurabildin mi?

Bir Kürt olarak 5 katlı 10 daireli bir apartmanda yaşadığını farzet. Apartmanın yarısı Türk diğer yarısı Kürt kökenli bireyler hepsi de mülk sahibi. Senin daireni yine sana satmaya kalksınlar bu apartmandan ayrıl artık diklemesine mi ayırırsın enlemesine sana kalmış ama ayrıl o daire senin olsun de (o daire zaten senin!) temeli sarsmaya ne gerek?  Herkes kapsının ziline istediğini yazsın çizsin ama apartman girişi tek olsun. Yöneticiniz hepinizi temsil etsin.

Eşcinsel görünce top, dönme, göt veren diye sıfatları sırala sonra ilahi adalet bu ya evlen çocuğun olsun ama o da ne çocuğun sana göre farklı o zamanında ötekileştirdiklerine benziyor? Ne yaparsın ne düşünürsün? En fazla yok sayarsın. Bir not: En tepedeki ninemi dinle, zaman geçiyor, kaybedilenler için ise artık çok geç!

Birazcık empati ve saygı. Kimsenin gözünü çıkardığı yok, çıkaranın gözünü sen de çıkar. Parmağın gözünün önünde olması ile gözüne girmesi farkını kavra.

Hepsini geçtik ya içimizdekiler? Mehtap için örneğin,  kodaman kaşar translar mafya olmuş haraca kesiyorlarmış diyorlar nice Mehtaplar var bunlara boyun eyen dünün acısını yeni Mehtaplardan çıkaran Translar? Kendi varlığınızda boğulur gidersiniz inş.

Mehtap; umarım şimdi daha huzurlusundur ne gerek vardı ki dünya yine aynı dünya olan sana ve anneciğine oldu kimseye bişey olmadı hiç bir şey değişmeyecek :/ 

- Masum Değiliz Hiç Birimiz -

* şimdiye kadar politik düşüncede bir yazı bu blogta okumadınız ilerde de okumayacaksınız bu ise numune olarak kalsın bir köşede.

29 Aralık 2014 Pazartesi

25 2014............2015....


Selam;

Adettir, yeni yıll şunla şunla gelsin temalı yazı yazmazsak olmaz. 

2011 yılında bir mim şeklinde şeetmişiz neol babadan istekler diyerek. Tabi noel babadan istersen ne olur babayı alırsın :D Mevladan istemek lazım :)) 2011 deki yazımda "sakallı göbekli noel babayı ne yapacan yukarıdaki çocuk gelsin hedaye getirdim diye o zaman gör bak ne oluyor" içerikli yazımda (ki ne olacak hediyeler bi tarafa çuval bi tarafa noel ovlan (fıldır fıldır dönen göz smileyi) duvardan duvara öhüm) ne demişiz;

- öncelik sağlık sıhhat (çok şükür o gün bugündür ciddi bir rahatsızlık geçirmedim)

- yılbaşı piyangosu (3 ün 1 :D)

- huzur (blogger olan huzur değil tabi :D o zamanlar o yoktu şimdi isteyebilirfafafas huzurumu bozacak bir kaç olay cereyan etti 2011 den bu zamana)

- bir sevgili artık (cümle sonuna "artık" diyerekten ne kaddar zor durumda olduğumu belirtmiş olsam bile sonuç nedir efenim :D evet tahmin ettiniz hıh)

- spora başlayabilmek ve biran önce sonucu görmek (demişim evet her zamanki gibi spora başlama deneyimlerim oldu gögüs felan çoktı lakinnn devam etmeyince ne oldu vücut amı götü dağıttı saldı bi çeşit oldu afedersiniz :D)

- ailemin hep gözümün önünde olması (ki çok şükür o gün bugündür yanımdalar)

demişim. Bir de yapay çam önünde bir fotomu yayınlamışım (o.O) (yerseniz :P)



ve 2012 de neler demişim acaba bir de ona bakayım;

yine sağlık ve piyango demişim (3 ü 1 arada ile kalakalmışım :P) sağlık sorunu yok şükür. Utanmadan o senede bir sevgili istemişim (o.O) evoğlanı içinde özel bir dilekte bulunmuşum "bir otobüs dolusu ovlanla dağ başında kalsın sonra hepsini teker teker sonrada toplu bir şekilde ısıtsın :D demişim tuttu tutmadı bilmiyorum sonrası şizofrene bağladı belki başına bölye bir şey geldi bir noktadan sonra sayıyı unutunca hafıza da gitti zaar asafdfdfad



2013 yılında ise malumunuz askerdeydim :)) Sağolsun çerezimizden pastamıza, kolamıza kadar askeriye vermişti bizde afiyetle yemiş içmiştik. Olayı direk yeme içmeye nasıl indirgedim ama :D

Gelelim 2014 yılına;

Bok gibi yıldı afedersiniz, gerek çevremde olan gerekse ülkede ve dünyada olanlara bakarsak umarım 2015 daha güzel bir dünya ve ülke olur ki hiç sanmıyorum görelim mevla neyler neylerse güzel eyler diyelim.

2015 te ise noel dayı ve 3 bacaklı (bknz. önceki yıllardaki noel dayı resimlerim :D) şahıslardan değil yine yaradandan;

- sağlıklı bir yıl,

- piyango, -lan çık artık amk-

- sevgili, -gelme bu saatten sonra fuck body takılıyorum yeter artık (o.O)-

- ailem hep çevremde olun, annem inş. sağlığına kavuşur ve yine yanımda olur ://

yeter daha ne isteyeyim. Ahali, gevur adeti onlar bizim bıdı bıdımızı kutluyor mu diyerek riyakarlık peşinde koşacağınıza millet bahanecek bir arada eyleniyor yılda 1 gün diye düşünün kimsenin din değiştirdiğini dinden çıktığı yok. Ayrıca niye seviniyorsak 1 yıl daha yaşlanıyoruz olm.

Son olarakta sevgilisi olanlar "birlikte girelim yılbaşına hem de şu pozisyonda diye girinde kenetlenin bir birinize emi sonra hastanede ayırsınlar sizi" hıh 




://

23 Aralık 2014 Salı

6 Juste Une Question D'amour (2000)


Just A Question Of Love

2000 yılı Fransa - Belçika yapımı filmi izleyeni baya bir zaman oldu. Bu filminde hafızamda yeri ayrıdır. İçinde geçen aşk, erkek sevgilinle yatarken annesine yakalandı yakalanacak anındaki yaşattığı adrenalin, homofobi, aileye açılma ne ararsan var. 

"Laurent ziraat fakültesi son sınıfta öğrencidir. Ailesi yakın bir kasabada yaşamaktadır. Eczacı babası ve şefkatli annesine karşı yeni kabul ettiği kimliğini saklamıştır. Kız arkadaşı ile ailesine haftasonu ziyaretleri yapmakta ve onlara layık evladı oynamaktadır. Oysa okuduğu şehirde kız arkadaşıyla kaldıkları evde yanyana bile yatmamaktadırlar. Korktuğu şey büyüktür. Kuzeni gay olduğunu açıklamış. Ailesinin kabulüne fırsat ve zaman vermeden sevgilisiyle Vietnama gitmiş, orada hepatit olmuş. Aile ise onu aids olmakla suçlamış, evden atmış, ölünce de ardından kahrolmuşlardır. Teyzesi ve eniştesinin hali içler acısıdır. 

Bu korkulu gizlenme ve sevgili arayışı tam da mezuniyete yakınken, okula yeni gelen asistan Cedric ile yepyeni bir başlangıca taşınır. Yaz stajını yanında yaparken ilk açılışlar, ilk dokunuşlarla başlayan gay life ertesi sabah Cedric'in annesinin yatak odası kapısını açmasıyla daha da ilginçleşir. 

Emma oğlunu kabul etmiş dul bir evhanımıdır. Hayattaki son kalesi Cedric'i kaybetmemek için onun herşeyine tahammül etmektedir. Cedric, Laurent'in ailesine de açılması için onu zorlar. Oysa daha o bu hayatı yeni tanımaktadır. Evet zaman hiç bir şeye müsaade etmemektedir.Laurent artık yol ayrımındadır. Ya rolüne son verecek aşkıyla sevdiği adamla ailesini ezip geçecek, ya da onun baskıları aşkını bitirecekdir. Asıl hesap etmediği olur ve Emma, Laurent'in ailesinin kendi gibi kabul edeceklerini sanarak durumu onlara açıklar. İşte şimdi her şey karışmıştır.Kaynak



Kumral olan Laurent, ailesi tarafından kabul görmüş olan Cedric ise esmer olan arkadaşımız. İzleyin sonrada yorumunuzu yazın bakalım ;) 

imdb puanı 8, benim puanımda 8 olsun öyleyse.

19 Aralık 2014 Cuma

16 Bay Gay İle Yaptığım Röportaj


Selam;

Öncelikle (özlem özden stayl) yukarıdaki resim temsili değildir. Röportajı ne kadar samimi bir ortamda ve rahat bir şekilde gerçekleştirdiğimizi göstermesi açısından çekilmiştir. (yerseniz :D) röportaj sonrası Bay Gay neden duş almaya gittiğini de röportajı yayınladığı zaman yazar artık ben spoiler vermeyeyim :P

Bu röportaj işlerini ilk ortaya çıkaran ve bizlerle röportaj yapan kişi operadaki kazulettir. Onunla yapmış olduğum röportajı okumak isteyenler için buyrun buradan (tee 2012 de)

2013 yılında ise Radyo ve Televizyonculuk okuyan bayan bir arkadaşımızın radyo programı için sesli röportaj teklifini "ayh ben dijital ortamdaki sesimden hiçç hazetmem yazılı yapsak" diyip yazılı olarak yapmıştım mail aracılığı ile onu okumak için ise buyrun buradan

2014 yılı içerisinde ise bu röportaj olayına giren xcoach, tiffany ve bay gay arkadaşlarımız oldu. xcoach ile mail aracılığıyla yapmış olduğum röportajı kimbilir ne zaman yayınlar bilemiyorum ama ben Bay Gay'in yayınlanma tarihini bildiğimden dolayı biraz spoiler verecem ki merak edin :))

- spoiler -

- Bay Gay beni nasıl ikna etti?*

- Exodya hakkında ne dedi nasıl soru sordu?*

- Eski - yeni bloggerlar hakkında soru sorarken hangi blogger için "kevaşe" söyleminde bulundu?*

- Eso Beso'nun şizofrenliğinin nereden geldiğini merak edince nasıl cevap aldı?

- Kaç cm sorusunu neden çekinmeden sordu?*

- Hornette başından geçen bir olay karşısında şaşırıp aynı durumla karşılaşıp karşılaşmadığımı sorduğunda benim cevabım neden sadece (o.O) oldu? O soru ne idi?*

ve dahası Bay Gay'in blogunda çok yakında 

;)

* (buraya açıklama gelecek)

9 Aralık 2014 Salı

46 4. Yılımızı da Doldurduk


Selam;

9 Aralık 2010 yılında yazmaya başladığım blogum bugün 4. yılını doldurmuş bulunmakta. Geriye dönüp her sene yıldönümünü kutlamak için açmış olduğum başlıklara baktım da o zamanlar yazıpta artık neler yaptığından bi haber olduğumuz, bi'adam, operadakikazulet, bisexie, patrik, karakedi, odtülü, düşünceli, kaldırım, rocco, pistis, haplo, fatih amorf, miss maria, simple present gay, chal chene, bidi, bildiğin dut, ımtrak gibi blogger arkadaşlarımız artık yazmıyorlar. 

Blog istatistiklerine değinecek olursam da;

Bu 4 yıllık zaman zarfında Hamam Sefası yazıldığı günden beri liste başı olmaktan kurtulamadı. Hayır hamam da o duvar senin bu duvar benim bilemedin şu kurna başı onun bu göbek taşı diğerinin gibi bir olayımız olsa neyse :D takip eden başlıklar ise; aktif ve pasif olma sorunsalı, arkadaşımın gay olduğunu nasıl anlarsın, arkadaşımla ilişkiye girdim pişmanım (enemm başlıkla benim bir alakam yok :D), penis boyu nasıl ölçülür. İlk 5 i bunlar çekiyor.

Maalesef penis, ilişki, cinsellik gibi konular daha fazla okunuyor ve ilgi çekiyor. Buna karşın aids gibi başlıkların okunma oranı düşük. Gasp gibi eşcinsellerin düşebileceği tehlikeleri anlatan yazılar ve yaşanmış olaylara ait başlıklarda öyle. (buradan daha çok cinsellik paylaşmam gerektiği ortaya çıkıyor :D bir dahaki konumuz anal ilişki, oral sex, anal temizlik, kamasutra ve pozisyonlar ahahaha) (bir ara ele alıcam şaka değil o.O)

Ülke olarakta Türkiye'den sonra en yakın takipçi ABD ve Rusya. Almanya 4. sırada iken Azerbaycan Endonezya'dan sonra  8. sırayı paylaşıyor. Hindistan - Çin ve Irak bile ziyaretçi yollamış :D

Şimdiye kadar sizlerle 280 tane yayın paylaşımında bulunmuşum. Blogla birlikte twitter ve tumblr'da aktif olarak paylaşımlarıma devam ettim.

Sonuç olarak; 

Ziyaretçi, takipçi, yorumcu, geçiyordum uğradımcı, bu ne diyor lancı vs gibi blogumu ziyaret eden herkese teşekkür ederim.

Pastayı yollayan okuyucum, model olarak kendimi kullandım sen pastayı ye akşam üstü de beni yersfafasdfg öhüm ne diyordum evet pasta dan yemek isteyenler şöyle yamacıma doğru gelsin :D


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top