Blogta yayınlanan her türlü içerik; blog yazarının onayı olmadan kullanılamaz.
Profil sitelerinde ogaybende nicki ile hesabım yoktur.

19 Aralık 2014 Cuma

12 Bay Gay İle Yaptığım Röportaj


Selam;

Öncelikle (özlem özden stayl) yukarıdaki resim temsili değildir. Röportajı ne kadar samimi bir ortamda ve rahat bir şekilde gerçekleştirdiğimizi göstermesi açısından çekilmiştir. (yerseniz :D) röportaj sonrası Bay Gay neden duş almaya gittiğini de röportajı yayınladığı zaman yazar artık ben spoiler vermeyeyim :P

Bu röportaj işlerini ilk ortaya çıkaran ve bizlerle röportaj yapan kişi operadaki kazulettir. Onunla yapmış olduğum röportajı okumak isteyenler için buyrun buradan (tee 2012 de)

2013 yılında ise Radyo ve Televizyonculuk okuyan bayan bir arkadaşımızın radyo programı için sesli röportaj teklifini "ayh ben dijital ortamdaki sesimden hiçç hazetmem yazılı yapsak" diyip yazılı olarak yapmıştım mail aracılığı ile onu okumak için ise buyrun buradan

2014 yılı içerisinde ise bu röportaj olayına giren xcoach, tiffany ve bay gay arkadaşlarımız oldu. xcoach ile mail aracılığıyla yapmış olduğum röportajı kimbilir ne zaman yayınlar bilemiyorum ama ben Bay Gay'in yayınlanma tarihini bildiğimden dolayı biraz spoiler verecem ki merak edin :))

- spoiler -

- Bay Gay beni nasıl ikna etti?*

- Exodya hakkında ne dedi nasıl soru sordu?*

- Eski - yeni bloggerlar hakkında soru sorarken hangi blogger için "kevaşe" söyleminde bulundu?*

- Eso Beso'nun şizofrenliğinin nereden geldiğini merak edince nasıl cevap aldı?

- Kaç cm sorusunu neden çekinmeden sordu?*

- Hornette başından geçen bir olay karşısında şaşırıp aynı durumla karşılaşıp karşılaşmadığımı sorduğunda benim cevabım neden sadece (o.O) oldu? O soru ne idi?*

ve dahası Bay Gay'in blogunda çok yakında 

;)

* (buraya açıklama gelecek)

9 Aralık 2014 Salı

44 4. Yılımızı da Doldurduk


Selam;

9 Aralık 2010 yılında yazmaya başladığım blogum bugün 4. yılını doldurmuş bulunmakta. Geriye dönüp her sene yıldönümünü kutlamak için açmış olduğum başlıklara baktım da o zamanlar yazıpta artık neler yaptığından bi haber olduğumuz, bi'adam, operadakikazulet, bisexie, patrik, karakedi, odtülü, düşünceli, kaldırım, rocco, pistis, haplo, fatih amorf, miss maria, simple present gay, chal chene, bidi, bildiğin dut, ımtrak gibi blogger arkadaşlarımız artık yazmıyorlar. 

Blog istatistiklerine değinecek olursam da;

Bu 4 yıllık zaman zarfında Hamam Sefası yazıldığı günden beri liste başı olmaktan kurtulamadı. Hayır hamam da o duvar senin bu duvar benim bilemedin şu kurna başı onun bu göbek taşı diğerinin gibi bir olayımız olsa neyse :D takip eden başlıklar ise; aktif ve pasif olma sorunsalı, arkadaşımın gay olduğunu nasıl anlarsın, arkadaşımla ilişkiye girdim pişmanım (enemm başlıkla benim bir alakam yok :D), penis boyu nasıl ölçülür. İlk 5 i bunlar çekiyor.

Maalesef penis, ilişki, cinsellik gibi konular daha fazla okunuyor ve ilgi çekiyor. Buna karşın aids gibi başlıkların okunma oranı düşük. Gasp gibi eşcinsellerin düşebileceği tehlikeleri anlatan yazılar ve yaşanmış olaylara ait başlıklarda öyle. (buradan daha çok cinsellik paylaşmam gerektiği ortaya çıkıyor :D bir dahaki konumuz anal ilişki, oral sex, anal temizlik, kamasutra ve pozisyonlar ahahaha) (bir ara ele alıcam şaka değil o.O)

Ülke olarakta Türkiye'den sonra en yakın takipçi ABD ve Rusya. Almanya 4. sırada iken Azerbaycan Endonezya'dan sonra  8. sırayı paylaşıyor. Hindistan - Çin ve Irak bile ziyaretçi yollamış :D

Şimdiye kadar sizlerle 280 tane yayın paylaşımında bulunmuşum. Blogla birlikte twitter ve tumblr'da aktif olarak paylaşımlarıma devam ettim.

Sonuç olarak; 

Ziyaretçi, takipçi, yorumcu, geçiyordum uğradımcı, bu ne diyor lancı vs gibi blogumu ziyaret eden herkese teşekkür ederim.

Pastayı yollayan okuyucum, model olarak kendimi kullandım sen pastayı ye akşam üstü de beni yersfafasdfg öhüm ne diyordum evet pasta dan yemek isteyenler şöyle yamacıma doğru gelsin :D


5 Aralık 2014 Cuma

13 MiM: Homofobi / Transfobi


Selam;

Yeni bir mimden çıkmışken akabinde bir mim daha yollandı tarafıma. MiM sahibesi "böyle ucuz mimler ortalığa saçılmış cık cık cık olmaz olamaz bir tane de ben yapayım da siz görün" mihvalinde hazırlamış olduğu mim için kendisine teşekkür ediyoruz zira önemli bir noktaya parmak basmış Diğer mim'lere gelirsek de, ara sıra eğlenceli mimlerde olmalı diğmi diyerek bana bu MiM'i paslayan mim sahibesi Nick Smorty' e teşekkür ediyorum. Ayrıca hâlkı bilinçlendirme vakfı eş başkanı lol werther' cımda beni unutmamış ona da teşekkür ederim. Çok uzattım cevaplara geçelim.

1) Hiç homofobiye/transfobiye uğradınız mı?

Her hangi bir homofobiye uğramadım lakin, lise yıllarında salak bir kızın benim ismimin sonuna "oş" (o ne lan oyş gibi :D) (örn. ardoş, berkoş, hasoş) koyması sonucu homofobik söylemle karşılaştım diyebilirim. Yani bana karşı direk sözlü veya fiziksel bir eylem içerisine girmemiş olsalarda arkadaşlar arkadaş ortamında bu şekilde takılıyorlar idi. 

2) Peki, hiç homofobik/transfobik davranışlarda/söylemlerde bulundunuz mu?

Ortaokul yıllarında kollar vardı ya hani kantin kolu, kızılay kolu, müzik kolu (o.O) (şimdide var mı mı lan yaşım ortaya çıkacak lol) heh o kol toplantılarında yanıma oturan arkadaşım bacağımı okşamıştı TÖBE (o.O) o zaman "napıon olm topmusun lan" demişliğim vardır. (kızaran yüz şeysi) lakin bilinçli olarak böyle bir söylemde bulunmadım.

3) Bir LGBTİ tarafından homofobi/transfobi yapılabilir mi?

Aslında yapılan en büyük homofobi ve transfobi zaten bizim içimizden çıkanlarda. Zira bizler daha fazla ötekileştirme ve etiketleme meraklısıyız. Bence bu konuyu 2 şekilde ele alabiliriz. 1. si kendi cinsel yönelimi veya kimliği ortaya çıkmasın diye alayına homofobik söylemlerde bulunanlar, 2. si özellikle feminen gayler için "erkeksen gel" "feminensen yazma" "en ufak kırıklığın varsa uzak dur" gibi feminenfobik yani homofobik söylemler içerisine bulunanlarda. Ne demişler, en büyük ve en tehlikeli homofobi eşcinsel bir bireyin yapmış olduğu homofobidir. Özellikle kendisi ile barışık olmayan bir eşcinselin yapmış olduğu !!!

4) Homofobik/transfobik söylemlerle karşılaşınca ne yapıyorsun?

"Bağ onun belletir, göt onun elletir kime ne" :D demiyorum tabiisi lol bu tarz söylemlerle bir kaç kez karşılaşmışlığım olmuştu ve suskun kalmıştım lakin şimdi öylemi geçenlerde bu tarz bir konuşma arasında "size ne olm" demiştim.

5) Ailene/arkadaşlarına açıldığında fobik durumlarla karşılaştın mı?

Aileme ve çevreme açık olmadığım için bu tarz bir durumla karşılaşmadım.

6) Bu konudaki son sözlerin?

Yukarıda da dediğim gibi homofobik söylemlerin bir çoğunu biz ortaya çıkarıyor / bizler yapıyoruz. Kendimizle barışık olmamız gerekiyor. Ayrıca 5 parmağın 5 inin bir olmaması gibi homofobik söylemlerin oluşmasına  zemin hazırlayan kişilerde yok değil (homofobik bir söylem mi yaptım acaba son cümlede bence hayır bence haklıyım hıh)

7) Kimleri mimlemek istersin?

kimseyi ahahah :D Neyse 1-2 kurban bulayım bari;

Ne zamandır sesi soluğu çıkmayan Ktog' a.

Yine ne zamandır sesi soluğu çıkmayan ımtırak' a.

Yine sesi soluğu çıkmayan operadakikazulet' e.

belki bu sayede sesiniz çıkar :P

25 Kasım 2014 Salı

14 Tekrar Dünyaya Gelsem! Anketi Sonuçlandı.


Selam;

15 günlük süre ile askıda kalan anketimiz sonuçlandı. Ankete katılanlar neredeyse %50 - %50 dağılım gösterdiler. 103 kişinin oyladığı ankette;

55 kişi Tekrar Eşcinsel olarak gelmek isterdim dedi. 

Benim de içinde bulunduğum 48 kişi ise; Eşcinsel olarak gelmek istemezdim dedi. Buradan çıkarılabilecek en güzel sonuçlardan birisi bu durumun bir seçim olduğunu düşünen beyinlerin kafasında bir ışık yakması. Bir seçim kadar kolay olsa idi şayet şu an bu seçenek SIFIR olmuş olurdu. Eşcinsel olarak yaşamanın getirdiği zorlukları düşünün ve hakkımızda yargılama yaparken bu durum kafanızın köşesinde her zaman dursun.

- Siyah bir birey olarak Dünya'ya gelmek kişinin seçimi değil,

- Ülkemizden örnek verecek olursak, Kürt veya farklı etnik kökenlerde Dünya'ya gelmek kişinin seçimi değil (ki bu kötü bir şey de değil sadece ötekileştirilmiş insanlara örnek olması ve burnu büyük kendini üstün görenlere karşı Allah'ın yarattığı bir insana, O'nun olmasını istediği bir insana sen kim oluyorsun da kalıplar çiziyorsun a örnek olsun diye yazılmıştır),

- Engelli olarak Dünya'ya gelmek kişinin seçimi değil,

- Eşcinsel olarak Dünya'ya gelmekte kişinin bir seçimi veya tercihi değil.

sonuç olarak ötekileştirdiğiniz insanlar hakkında bir şeyler ileri sürerken onların -kim? tarafından böyle olmalarını istediğini iyi düşünün belki korkar da o dilinizi yuvanızdan çıkarmazsınız.

17 Kasım 2014 Pazartesi

18 Yeni Bir MiM


Selam;

Uzun bir zamandır mim cevaplamıyordum. Malum diğer bloglarında bu t(y)araklarda bezi olmayınca :D bize mim paslayan olmuyor bırak paslamayı cevaplayan felan olmuyor. Neyse geçen bir MiM e rastladım soruları hoşuma gitti hemen çorladım. şuradan 

Bu gece öleceğinizi bilseniz bazı insanlara bazı şeyleri söylememiş olmanın pişmanlığını hisseder miydiniz? Peki, neden söylemediniz?

Yani insanı düşündüren bir soru. Bu gece öleceğimi bilsem pişmanlığım o olmaz sanırım. Düşünülebilecek en son şey yani :) Daha çok hesap kitap yaparım ne yaptım ne ettim öbür dünyaya ne götürüyorum diye. Ayrıca her an ölebiliriz aslında bu sorunun cevabına her an hazırlıklı olmamız lazım. :// Hayatta bazı sırlarımız olabilir adı üstünde sır gider ayak bunu birine söyleyip neden soru işaretleri bırakalım birilerinin kafasında. ;)

Günün birine çocuğunuzun doğduğu hastanede bir yanlışlık yapıldığını ve çocukların karıştığını öğrenseniz, kendi çocuğunuzla sizin büyüttüğünüz çocuğu değişir miydiniz?


hehe güzel bir soru, biyolojik baba ile gerçekten baba olan kişi arasındaki farka bakacak olursak; Biyolojik baba sizin dünyaya gelmenize sebep olacak tohumu atan kişi lol, baba ise sizi dünyaya karşı koruyan kollayan büyüten sahip çıkan her türlü desteği ile yanınızda olan kişi. Babamız sadece işin biyolojik kısmı ile uğraştı ise cehenneme kadar yolu var benim için önemli olan bana cidden "babalık" yapan kişidir. O sebeple çocuğum olsa ve karışmış olsa idi büyüttüğüm ve çocuğum olarak gördüğüm kişiyi biyolojik olarak babası olduğum kişi ile tabii ki değiştirmezdim. Ama merak ederdim :). Hadi bunun tersini düşünelim hastanede karıştığınızı öğrendiniz ama babanızda 10 numara :)) Gerçek babanızda çıktı geldi adam ağaoğlu bir nev'i. (o.O) fox tv deki o hayat benim misali lol. Ne yapardınız :D 

Hayalinizi süsleyen bir yerde bir hafta tam pansiyon, harika bir tatil için uçan bir kelebeği yakalayıp ayaklarını ve kanatlarını koparır mıydınız?

Buyur burdan yak. Tuzak bir soru. Hayır yapmam öyle bir şey aa yazık zaten 1 günlük ömrü kalmış ona da ben mi mani olayım (yersen) (lan çekil yüzüme yüzüme yapışıp durma şak aha öldü) :D sinek - böcek - kelebek farketmez koparırdım ahahaha :D (aç paratenz bir kedi-köpek vs olsa asla dokunmazdım)

Bir yemeğe davetlisiniz ve önünüze tanımadığınız bir yemek konuyor. Tuhaf haline ve pek iştah açıcı görünmemesine rağmen tadına bakar mıydınız?




Normalde de yemek seçen birisi olarak bakmazdım. Davet mavet hak getire. Tanımadığım bir yemek olduğunda her zaman sorarım bu ne ya diye. Sevmediğim bir şey ise de davet falan dinlemeden "yok benim aram iyi değil ben almiim" derim. İsterse 10 saat uğraşsın o yemeği ortaya çıkarmak için hıh Örneğin kokoreç ve midyeyi çok ısrar etmelerine rağmen yemedim.



Sevdiğiniz biri için yalancı şahitlik yapar mısınız? Örneğin bir yayaya çarptığında direksiyonda dalga geçmesine rağmen çok dikkatli kullandığını söyler miydiniz? (anne, baba, eş, sevgili)

oha. kazık bir soru :) o anlık psikolojime bağlı tabi. örnekteki gibi bir olay olduğunda (Allah korusun) hiç bir şeyin farkında değildim derim sanırım. Olumlu ya da olumsuz bir şey diyemezdim. Hoş bu da bir nev'i yalancı şahitlik mi oluyor acaba :// :(

Yetişme tarzınızda değişiklik yapma imkanınız olsa neyi değiştirirdiniz?

Her zaman derim şimdiki aklım ortaokul ya da lise yıllarımda olsa idi ohooo meslek ve okul seçiminden başlardım işe. Lise yıllarında akıl bir karış havada şimdiki gibi rehberlik hocası falan hakketire. O yüzden internetin bu kadar yaygın olması ve bilgiye kolay erişiliyor olması büyük bir nimet. Şimdili liseliler daha bir bilinçli. Lakin daha fazla hazırcı ve tüketici kafasında. 

Eviniz ve içindeki eşyalarınız yanıyor. Ailenizi, kendinizi ve köpeğinizi kurtardıktan sonra bir kez daha içeri girme şansınız var. Ne kurtarırdınız?

Bu olay gerçek olmuştu ya. Haberlerde izlemiştim kızın birisi evdekilerini dışarı çıkarıyor idi sonra tekrar girip cep telefonunu da almak istemişti ve tekrar çıkamamıştı :// O hesap kurtulan kurtulmuş bir daha deli sikse girmem oraya :D

Yarın sabah başka birinin kimliğinde uyanma ihtimaliniz olsa bunu değerlendirir miydiniz? Kimi seçerdiniz?

owww very nice. Ünlülere baktığımız zaman o kadar rahatlar ki artık farklı arayışlar içerisine girip eroin bataklığına bile batıyorlar. İntihar edenleri mi ararsınız, içip içip sapıtanlarımı o yüzden hayatlarını merak ettiğimiz kişiler de aslında pek iç açıcı değiller. Olaya beden olarak bakarsakta sabah kalktığım da şu şekilde olmayı isterdim hani kim olduğu önemli deel :DDD




böyle bir tiple uyanınca zaten ünlü olur parayı da bulursun yani :PP

Şimdi gelelim bu MiM'i kimlere yollayacağım; 

1. si gedikli bir blogger olsun ne zamandır da mim yollamıyordum zaten Kaan
2. si şizofren bir blogger olsun bak her zaman seni düşünüyorum hıh esovedebeso
3. sü cevaplarını cidden merak ettiğim tiffany

bu yazdıklarım dediğim gibi gedikli bloggerlar :D. MiM olayının amacı aslında bilinmeyen ya da yeni yeni yazmaya başlayan bloggerlardan da haberdar olmak. O yüzden ben 3 kişi daha yazıcam ki bunlar da yeni blogger sayılır. Haberiniz olsun takip edin ;)


mim yolladığım arkadaşlar copy - paste yapamayacakları için mail adreslerine soruları yollayacağım :) ya da benim çorladığım yerden de alabilirsiniz. Kendisine teşekkür ediyorum ;) Ayrıca eklemek istediğiniz ilginç sorular olursa da ekleyin ve sizde yollayın birilerine bu ziniciri devam ettirin.

+ aaa ben sevdim bu mim'i kimse yollamazsa yollamasın bende cevapliciimm diyen yorum yazsın ona da yollim arkasından telefon nomu yolluyorum sonra skype cam to cam falan derken olay yatağa kadar gidiyoru (o.O)

13 Kasım 2014 Perşembe

14 Bir Anneden Ölen Gay Oğluna Mektup



"Sadece nefes aldığı için"

"Artık anlıyorum ki hakkında şikâyet edebileceğiniz şeylerinizin olması bir lüks. Reddedecek ya da başkasına verecek bir şeylerin olması bir hediye aslında. Aylarca işsiz kalan biri ile sohbet ederseniz göreceksiniz ki bir önceki işindeki ucuz diş sağlığı sigortasından şikâyet etmeyecektir.

Gay çocukların anne-babaları cömertçe kutsanmış kişiler. Gay olan çocuklarını sevmeye ya da sevmemeye karar verme lüksleri var çünkü hala gay bir çocukları var. Ama bizim gibi gay çocuklarını AIDS, bağımlılık ya da intihar gibi sebepler ile kaybetmiş kişilerin artık böyle bir lüksü yok."

ABD'li Linda Robertson, dinine çok bağlı ve bütün hayatını İncil'in öğretilerine göre ( ya da İncil'in öğretilerini kişisel olarak yorumladığı şekle göre diyelim) yaşayan bir anne. 2001 yılı Kasım ayında 12 yaşındaki oğlu Ryan, internet üzerinden yaptıkları bir yazışma esnasında annesine eşcinsel olduğunu söylüyor. "Kafam çok karışık" diyor Ryan, annesi de "Bana dürüst davrandığın için teşekkür ederim" diyor.

Fakat geçen günler ile birlikte Ryan'ın çok dindar olan anne ve babasını ciddi bir telaş sarıyor. Oğulları için duydukları sevgi bu sefer gene oğulları adına korkunç bir korku ve telaşa dönüşüyor. Eğer hayatını gay olarak yaşamaya devam ederse oğullarının sonsuz lanetten ve cehennem ateşlerinden kaçamayacağından o kadar eminler ki onu bu kaderden kurtarmak için harekete geçmeye karar veriyorlar: "Seni çok seviyoruz ve bu durum çok zor. Tanrı'nın bu konuda neler söylediğini biliyorsun ve bazı zor kararlar vermek zorundasın. Başkaları da senin geçtiğin bu zor yollardan geçti. Onların hikâyelerini anlatan kitaplar getireceğiz sana. Daha çok gençsin. Cinsel kimliğin değişecek. Lütfen kimseye gay olduğunu söyleme. Eğer İsa'nın yolundan gitmek istiyorsan kutsallık tek seçeneğin ve bu cinsel kimliğini kabullenmek seçeneklerin arasında değil."

Hayatında sürekli kutsal ve ruhani değerlere yer vermek isteyen Ryan sonraki 6 yılı Tanrı'ya kızlardan hoşlanmasını sağlaması için dua ederek, İncil'den ayetler ezberleyerek, terapi görerek ve her hafta kiliseye giderek geçiriyor. Anne Linda Robertson, yıllar sonra ölmüş oğlunun arkasından yazacağı mektupta bu dönemi aynen şu şekilde aktarıyor: 

"Oğlumuza Tanrı'yı ve onun öğretilerini kendi görüşlerine göre yorumlama şansını hiç vermedik çünkü yapacağı seçimin yanlış olacağından korkuyorduk. Onu, Tanrı ve cinsel kimliği arasında bir seçim yapmaya zorladık ve hiç bitmeyecek bir yalnızlığa mahkûm ettik."

18 yaşına geldiğinde artık intihar eğilimli ve depresif olan Ryan, Tanrı'nın kendisini asla sevmeyeceğine karar vererek uyuşturucu kullanmaya başlıyor ve evden ayrılarak 18 ay boyunca ortalıktan kayboluyor. Bu esnada ailesi ise artık oğullarının kızlardan hoşlanması için değil kendilerine sağ salim dönmesi için dua etmeye başlıyorlar. Ryan ailesinden af dileyerek eve döndükten sonra ailesi oğullarını sevmek için bazı şartlar aramayı bırakıyor ve onu "Sadece nefes aldığı için" sevmeyi öğreniyorlar. Ryan, ailesi ile ilişkisini sıfırdan tekrar kurmaya çalışırken aynı zamanda alkol ve uyuşturucu bağımlılığı için de tedaviye başlıyor.
Fakat yeni bir hayatın başındaki Ryan, depresyon ve bağımlılık tedavisi sürecindeki birçok bağımlının yaptığı hatayı tekrarlıyor: 10 ay boyunca temiz kaldıktan sonra kullandığı tek bir şırınga eroin, genç adamın hayatına mal oluyor.

2009 yılı Temmuz ayında ölen Ryan'ın annesi Linda ve babası Rob, şimdi dünyayı dolaşarak çeşitli konferanslarda bu öyküyü anlatıyorlar. Overlake Hristiyan Kilisesi bünyesinde HIV/AIDS Sosyal Hizmetler Grubu kuran ikili, özellikle başka gay çocukların anne-babaları ile destek grupları kurarak onlara çocuklarını şartsız ve korkusuz bir şekilde sevmelerini öğütlüyor. Ryan'ın hatırası adına ailesinin açtığı Just Because He Breathes (Sadece Nefes Alıyor Diye) isimli web sitesi ise din, ebeveynlik ve kimlikler adına cidden okumaya değecek tartışmalar ile dolu. Sitenin açılış sayfasında bulunan ve bu yazıdaki bütün alıntıların kaynağı olan mektubun ise en çarpıcı cümleleri belki de şunlar:

"Keşke birileri o zaman bilmediğim bir şeyi bana söyleseydi: Canlı, nefes alan ve bana sürekli meydan okuyarak beni rahatsız eden, isteklerinin yarattığı korku ve endişe yüzünden geceleri uykumu kaçıran bir çocuğunuzun olmasının, ölü bir gay çocuğunuzun olmasından kat ve kat, hesaplanamaz derecede daha iyi olduğunu." Kaynak



evet anlayana / anlayacak olana ibretlik bir olay. "sadece nefes aldığı için sevmek gerekir" yani "yaratılanı sevmek gerekir yaratandan ötürü" yargılamak, etiketlemek kimsenin haddine değil. İntihar da dahil olmak üzere asla ve asla kıyısından, köşesinden ufacık hapıymış küçücükmüş bir kereden bir şey olmazmış mış asla uyuşturucu illetinin yakınına bile yaklaşmayın. 

11 Kasım 2014 Salı

4 Ben Eşcinselim Diyenler Anlatıyor -V-



Selam;

Bir süredir eşcinsel olduğunuzu ailenize ve çevrenize söylemelimiyiz, söyleyenler neler yaşadı, nasıl bu karara vardı ya da açılmak ya da açılmamak işte bütün mesele bu mihvalinde paylaşımlarda bulunuyor idim. Bu paylaşımlarıma devam ediyorum zira önemli bir konu. Bir önceki yazıda bahsettiğim olayı herkesin okumasını istemiştim.

Yaşadığı ibret verici bir olay karşılığında ailesine açılmak zorunda kalan arkadaşımızın başından geçen bu yazıyı okumadı iseniz okuyunuz...

Yeni anketimiz ise halen devam etmekte sol üst köşede. 

Bence eğer kişi ile ailesi arasında sağlam bir sevgi ve saygı bağı varsa, kişi belli bir olgunluğa gelmiş ve aile bireyleri de bu gerçeği öğrendikleri durumda çok büyük duygusal çalkantılar yaşamayacaklarsa, bir eşcinselin ailesine açılmasından daha doğal birşey olamaz. Bütün bu şartlar mevcutsa bile, eşcinsel birey ekonomik bağımsızlığını elde ettikten sonra açılmayı da göz önünde bulundurmalı.

Eğer bu şartların hepsi birden mevcut değil ise, bu durumda aileye açılmamayı da mantıklı buluyorum. Ama bu sebeplerle açılmayan insanın kendi gerçeklerinin farkında olması ve neden kendisine en yakın konumda olan bireylere karşı sürekli yalan bir hayat yaşadığını (kendisine) içtenlikle itiraf edebilmesi gerekir. Burada, ailesine açılan insanları salt daha rahat seks yapabilme maksadına sahip olmakla itham etmekten medet uman ve sahte bir saflıkla, "insan ailesine neden açılsın ki" diye soran tartışmacılar için ise, üzgünüm. 

Her aile evladını içtenlikle sevmiyor olabilir, kişiler ebeveynlerini sevmeyebilir, ailelerimiz aşırı bağnaz ya da muhafazakar olabilir, bizler dev yalanlarla ömür geçirmekte problem görmeyecek kadar opportunist ya da korkak olabiliriz. Dürüst olmak ailelerimizin üzüntüsüne değmeyecek olabilir, ailemizi dürüst olmaya değecek kadar önemsemiyor olabiliriz ve nihayetinde, eşcinsel oluşumuzda kendimiz derinden gelen bir problem görüyor ve bunu yakınlarımızla paylaşmaktan gizli bir utanç duyuyor olabiliriz. Her ne olursa olsun, bir kişi eşcinselse ve bunu bütün hayatı boyunca ailesinden gizliyorsa, burada (en az) bir problem var demektir. Ve bu hiç normal birşey değildir. Sağlıklı ve doğru olan ise, kişinin ailesine açılması ve bu durumun kişi ve ailesi arasındaki bağı zedelememesidir. Bazılarına hayal gibi gelebilir ama, böyle çok fazla aile var. Kimse ailesine açılmadığı için suçlanamaz ama ailesine açık olan bireyleri uydurma ithamlarla alay konusu etmeye çalıştığımız ölçüde kendi sorunlu hayatımızın ipuçlarını açık etmiş oluyoruz.

demiş gay bir arkadaşımız. Başka bir lezbiyen arkadaşımız ise konu ile ilgili; 

Aile ya da yakın hissettiğimiz biri, açılmanın öncelikli amacı paylaşmak değil midir? Paylaşmak ve bunu süreklileştirmek. Yani hayatın kalan kısmında bize dair bu çok elzem ve esas konuyu paylaşmak. Bunu ancak sizi anlayabilecek biriyle paylaşırsanız amacına ulaşan bir eylem olur diye düşünüyorum. Anlayamayacak, anlamasına gerek yok belki, saygı duyamayacak birine anlatmak, iki taraf içinde yük olacak ve mevcut ilişkyi de zedeleyecektir.

Aile kısmı, içinde duygusal bağlılıkla birikte, kan bağı ve mecburiyetleride barındırdığından, üzerine çok daha fazla düşünmeyi gerektiriyor. Burada da, bırakın birşey katmayı, mevcut ilişkiler zedelenecekse bile söylememek daha doğru diye düşünüyorum. İki açıdan da sorunlu bir durum bu, açılmak sorun yaşamak ya da açılmamanın getirdiği birşeyler saklamanın yükü? Tercihi, herkesin yaşadığı ilişkiler ve muhatap olduğu insanların kişilikleri belirler ve bence kesinlikle verilen karar yargılamaya açık değildir.

Biz bile birbirimizi anlamakta bunca zorlanırken, çok daha kökleşmiş düşünce ve fikr-i sabitlere sahip ailelerimizin anlaması elbette ki kolay olmayacaktır.


Burada ne söyleyemeyen korkak ne de söyleyen cesur olarak nitelenebilir. Kendi pratiklerimizden haraketle düşünmemek gerekir, herkesin pratiği farklı ve sonuçlarıda elbetteki farklı olacaktır. Anadolunun küçük bir il ya da kasabasında yaşayan birine açılamadığı için "korkak" demek ne kadar insaflı olur?

(burada alıntıladığım tüm yazılar benim de bir zamanlar üyesi olduğum ve şu an aktif olarak kullanılmayan e-disco' daki çok değerli forum arkadaşlarıma aittir)


Sokak Röportajları - Yakın arkadaşınız ben eşcinselim dese tepkiniz ne olurdu?



ve bir kısa film;


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top